5 INTEROSEPSİYON: TERK EDİLME DÜŞÜNCESİ NASIL BEDENSEL BİR GERÇEKLİĞE DÖNÜŞÜR?
Insula, Visseral Afferent Bilgi, Kalp–Solunum Duyumları ve Bedensel Sinyallerin İlişkisel Anlamlandırılması
Terk şeması yalnızca zihinsel bir beklenti değildir. Kişi “beni bırakacak” diye düşünmeden önce bile organizmada bir şeyler değişebilir.
Kalp atımı belirginleşebilir.
Nefes yüzeyselleşebilir.
Göğüs sıkışabilir.
Boğazda daralma hissedilebilir.
Karın boşalıyor veya düğümleniyor gibi gelebilir.
Eller soğuyabilir.
Yüzde gerilim oluşabilir.
Kişi bütün bunları bazen:
“İçime bir şey doğdu.”
şeklinde tarif eder.
Bazen ise:
“Bir anda kötü hissettim.”
der.
Burada kritik soru şudur:
Bedenin içinde ortaya çıkan fizyolojik değişiklikler nasıl ilişkisel bir anlama dönüşür?
Bu sorunun merkezinde interosepsiyon bulunur.
Interosepsiyon en basit tanımıyla organizmanın kendi iç fizyolojik durumundan gelen sinyalleri algılaması, işlemesi ve yorumlamasıdır. Ancak güncel literatür interosepsiyonu yalnızca “kalp atışını fark etmek” gibi tek bir beceri olarak görmez. İçsel sinyallerin kaynağı, bunların ne kadar doğru algılandığı, ne kadar güçlü hissedildiği, kişinin bu sinyallere ne kadar dikkat verdiği ve onlara hangi anlamı yüklediği birbirinden ayrılabilen boyutlardır.
Terk şemasının somatik organizasyonunu anlamak için bu ayrım son derece önemlidir.
Çünkü:
Bir bedensel sinyali güçlü biçimde hissetmek ile onu doğru yorumlamak aynı şey değildir.
INTEROSEPSİYON SADECE “BEDENİ HİSSETMEK” DEĞİLDİR
Somatik uygulamalarda sıklıkla:
“Bedene dön.”
veya:
“Beden ne söylüyor?”
ifadeleri kullanılır.
Fakat nörobiyolojik açıdan bedenin söyledikleri bu kadar doğrudan okunamaz.
Organizmadan sürekli olarak çok büyük miktarda bilgi gelir:
kalp hızı,
kan basıncı,
solunum,
gastrointestinal aktivite,
ısı,
açlık,
susuzluk,
mesane doluluğu,
hormonal ve metabolik durum,
kas ve visseral gerilim.
Beyin bütün bu sinyalleri bilinçli düzeyde tek tek izlemez.
Büyük kısmı homeostatik düzenleme süreçlerinde kullanılır.
Interoseptif sistem bu internal state bilgisinin:
algılanması, bütünleştirilmesi, tahmin edilmesi ve gerektiğinde davranışa dönüştürülmesine
katkıda bulunur. Modern psikiyatri ve nörobilim literatürü interoseptif bozulmaların kaygı, depresyon ve birçok psikiyatrik durumda görülebildiğini; ancak bozulmanın tek tip olmadığını vurgulamaktadır.
Bu nedenle somatik çalışmada:
“Daha fazla interosepsiyon her zaman daha iyidir.”
demek doğru değildir.
Bazı kişiler iç bedensel sinyallerden kopuktur.
Bazıları ise onları fazlasıyla izler.
Bazıları çok doğru algılar ama korkutucu yorumlar.
Bazıları çok fazla sinyal hissettiğini düşünür fakat objektif algılama doğruluğu yüksek değildir.
INTEROCEPTIVE ACCURACY, SENSIBILITY VE AWARENESS AYNI ŞEY DEĞİLDİR
Interosepsiyon literatüründeki önemli gelişmelerden biri bu yapının farklı boyutlara ayrılmasıdır.
Kabaca üç düzeyi ayırt etmek yararlıdır:
INTEROCEPTIVE ACCURACY
Objektif görevlerde iç fizyolojik sinyalleri ne kadar doğru algılayabildiğimiz.
INTEROCEPTIVE SENSIBILITY
Kişinin kendi beden duyumlarına ilişkin öznel değerlendirmesi.
Örneğin:
“Kalp atışlarımı çok güçlü hissederim.”
“Bedenimdeki küçük değişiklikleri hemen fark ederim.”
INTEROCEPTIVE AWARENESS / METACOGNITION
Kişinin kendi interoseptif performansının ne kadar farkında olduğu.
Bu ayrım terk şeması açısından çok değerlidir.
Bir kişi:
“Partnerim uzaklaşınca göğsümde hemen hissediyorum.”
diyebilir.
Bu onun gerçekten sosyal çevredeki değişimleri olağanüstü doğru algıladığı anlamına gelmez.
Aynı zamanda bu deneyim hayali de değildir.
Kişi gerçekten yoğun bir bedensel sinyal yaşıyor olabilir.
Sorulması gereken iki ayrı soru vardır:
“Ne hissediyorsun?”
ve
“Bu hisse hangi anlamı veriyorsun?”
Bu ikisinin arasına alan açmak somatik çalışmanın önemli hedeflerinden biri olabilir.
KAYGI VE INTEROSEPSİYON ARASINDAKİ İLİŞKİ SANILDIĞINDAN DAHA KARMAŞIKTIR
Kaygı uzun süredir interoseptif bozukluğun en tipik örneklerinden biri olarak görülmüştür.
Kişi:
kalp atımını,
nefes değişimini,
baş dönmesini,
karın hareketlerini
tehdit göstergeleri olarak algılayabilir.
Ancak araştırmalar önemli bir ayrımı ortaya koymuştur.
Kaygılı kişiler mutlaka fizyolojik sinyalleri daha doğru algılamaz.
2024 yılında 71 çalışmayı bir araya getiren sistematik derleme ve meta-analiz, kaygının özellikle bedensel sinyallere yönelik daha fazla negatif değerlendirme, daha fazla olumsuz dikkat ve daha yüksek öznel hassasiyet ile ilişkili olduğunu gösterdi. Buna karşılık kaygı ile objektif kardiyak interoseptif doğruluk arasında tutarlı bir ilişki bulunmadığı daha önceki meta-analitik çalışmalarla uyumluydu.
Bu terk şeması açısından kritik bir bulgudur.
Kişinin:
“İçimde bir sıkıntı varsa bir şey vardır.”
deneyimi gerçek olabilir.
Ama bedensel sinyal ile dış dünyadaki gerçek olay arasında birebir eşleşme olmak zorunda değildir.
BEDENSEL SİNYAL İLE İLİŞKİSEL ANLAM ARASINDAKİ FARK
Örneğin partnerden bir mesaj gelmedi.
Organizmada sempatik aktivasyon arttı.
Kalp hızlandı.
Göğüste gerginlik oluştu.
Bu noktaya kadar fizyolojik bir süreç vardır.
Ardından ikinci bir süreç başlar:
“Bu neden oluyor?”
Beden doğrudan:
“Partnerin seni terk edecek.”
bilgisi üretmez.
Beyin internal ve external bilgiyi birlikte yorumlar.
Kalp hızlı.
Partner sessiz.
Geçmişte benzer durumda biri uzaklaştı.
Şu anda yalnızım.
Bu bilgilerin tamamından:
“Bağlantı tehlikede olabilir.”
çıkarımı üretilebilir.
Burada önceki makaledeki predictive processing modeli interosepsiyonla birleşir.
INTEROCEPTIVE INFERENCE: BEYİN BEDENİN NE ANLAMA GELDİĞİNİ TAHMİN EDER
Predictive processing yalnızca dış dünyanın algılanmasına uygulanmaz.
Beyin internal bodily signals hakkında da tahminlerde bulunabilir.
Bu yaklaşım interoceptive predictive coding veya interoceptive inference modelleriyle açıklanmıştır.
Temel fikir şudur:
Beyin sürekli olarak bedenin mevcut ve gelecekteki durumuna ilişkin tahmin üretir ve aşağıdan gelen visseral sinyallerle bu tahminleri karşılaştırır. Duygusal deneyimin de bu interoseptif tahmin süreçleriyle yakından ilişkili olabileceği öne sürülmüştür.
Dolayısıyla:
kalp hızlı → korkuyorum
ilişkisi bile her zaman basit bir neden-sonuç çizgisi değildir.
Sistem:
çevresel bağlamı,
geçmiş deneyimi,
mevcut beklentiyi,
iç bedensel değişimi
birlikte yorumlar.
Terk şemasında bunun sonucu şöyle olabilir:
RELATIONAL CUE
Partner daha sessiz.
↓
PRIOR
“İnsanlar uzaklaşır.”
↓
PHYSIOLOGICAL CHANGE
Kalp / nefes / visseral activation.
↓
INTEROCEPTIVE ATTENTION
“Göğsümde kötü bir şey oluyor.”
↓
INTERPRETATION
“Demek ki gerçekten uzaklaşıyor.”
↓
MORE AROUSAL
↓
STRONGER BODY SIGNAL
Bu noktada bir feedback loop oluşur.
BEDENSEL DOĞRULAMA DÖNGÜSÜ
Bu döngüyü terk şeması açısından özellikle tanımlamak gerekir.
Kişi önce ilişkisel bir sinyal algılar.
Beden aktive olur.
Kişi activation'ı fark eder.
Sonra bedensel activation dış dünyadaki tehdidin kanıtı haline gelir:
“Bu kadar kötü hissediyorsam bir şey vardır.”
Böylece:
THREAT PREDICTION → BODY RESPONSE → THREAT CONFIRMATION
döngüsü oluşabilir.
Bu çok önemlidir.
Çünkü kişi bedensel sinyalini uydurmuyordur.
Gerçekten bir şey hissediyordur.
Ancak:
Bedensel deneyimin gerçek olması, ona verilen ilişkinin yorumunun mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez.
Somatik terapinin yapması gereken beden deneyimini geçersiz kılmak değildir.
Tam tersine onu daha ayrıntılı hale getirmektir.
“İÇİME DOĞDU” DENEYİMİNİ NASIL ELE ALMALIYIZ?
Somatik çalışanlarda sık görülen başka bir sorun da interosepsiyon ile sezginin tamamen eşitlenmesidir.
Kişi:
“Bedenim asla yalan söylemez.”
diyebilir.
Beden fizyolojik durum hakkında gerçekten önemli bilgi taşır.
Ancak bedenin verdiği sinyalin neden ortaya çıktığını yorumlayan sistem geçmiş öğrenmelerden etkilenebilir.
Örneğin göğüste gerginlik şu anlamlara gelebilir:
kaygı,
heyecan,
öfke,
fiziksel efor,
kafein,
uykusuzluk,
açlık,
sosyal tehdit beklentisi,
gerçek sosyal tehdit.
Dolayısıyla:
“Bedeni dinlemek” ile “bedenin ilk yorumunu mutlak gerçek kabul etmek” aynı şey değildir.
İyi somatik çalışma ikinciyi değil birincisini geliştirir.
ANTERIOR INSULA: BEDEN VE DUYGUSAL ÖNEM ARASINDAKİ KÖPRÜ
Insula interosepsiyon literatürünün merkezindeki yapılardan biridir.
Özellikle posterior insula daha primer viscerosensory representation ile, anterior insula ise internal bodily state'in duygusal, bilişsel ve davranışsal öneminin bütünleştirilmesiyle ilişkilendirilir.
Ancak bu posterior = beden, anterior = duygu şeklinde tamamen katı bir ayrım değildir.
Insular cortex geniş bir ağ içerisinde çalışır.
Anterior insula aynı zamanda salience network'ün önemli bir parçasıdır.
Dolayısıyla şu iki soru birleşebilir:
“Bedenimde ne oluyor?”
ve
“Bu önemli mi?”
Terk tehdidinde bu sistem özellikle anlamlıdır.
Göğüste hafif bir değişim kendi başına büyük bir sorun değildir.
Ancak sistem onu:
“Bağlantının kaybıyla ilişkili önemli bir sinyal”
olarak değerlendirirse dikkat hızla bedene yönelebilir.
Beden sinyali daha salient hale gelir.
SOSYAL REDDEDİLMEYİ DAHA OLMADAN HİSSETMEK
Terk şeması açısından özellikle önemli bir çalışma 2023 yılında yayımlanan Allostatic-interoceptive anticipation of social rejection çalışmasıdır.
Araştırmacılar sosyal reddedilmeyi yalnızca gerçekleştiği anda değil, kişi reddedilmeyi beklerken meydana gelen neural ve interoseptif süreçleri incelediler.
Sonuçlar sosyal reddedilme beklentisinin anterior insula ve dorsal anterior cingulate gibi allostatic-interoceptive network bölgeleriyle ilişkili olduğunu; aynı zamanda bireylerin interoseptif profillerinin bu neural yanıtlarla ilişkili olabildiğini gösterdi. Araştırmacılar sosyal reddedilme beklentisinin, yaklaşmakta olan sosyal tehdide hazırlanmayı içeren allostatik-interoseptif bir süreç olarak düşünülebileceğini öne sürdüler.
Bu terk şeması için son derece önemli bir nörobiyolojik köprü sağlar.
Çünkü kişi henüz reddedilmemiş olabilir.
Ama organizma:
reddedilme ihtimaline hazırlanıyor olabilir.
Bu önceki bölümde geliştirdiğimiz predictive modelle tamamen uyumludur.
ALLOSTASIS: BEDEN YALNIZCA ŞİMDİYE DEĞİL, BİRAZDAN OLACAKLARA DA HAZIRLANIR
Homeostasis çoğunlukla organizmanın fizyolojik değişkenleri belirli sınırlar içinde tutması olarak düşünülür.
Allostasis ise organizmanın gelecekteki talepleri tahmin ederek fizyolojik kaynakları önceden düzenlemesini vurgular.
Örneğin beden:
koşmaya başladıktan sonra değil,
koşmaya hazırlanırken bile
fizyolojiyi değiştirebilir.
Sosyal bağlamda da aynı prensip düşünülebilir.
Kişi:
“Beni birazdan reddedebilir.”
diye tahmin ediyorsa sistem sosyal sonucu beklemeden fizyolojik hazırlık oluşturabilir.
Böylece terk şeması açısından çok önemli bir ayrım ortaya çıkar:
GERÇEKLEŞMİŞ TERK
ile
ANTICIPATED ABANDONMENT
bedende her zaman tamamen ayrı dünyalar değildir.
İkincisi de gerçek fizyolojik aktivasyon yaratabilir.
Bu nedenle kişinin:
“Ama daha hiçbir şey olmadı, neden bu kadar kötü hissediyorum?”
sorusu nörobiyolojik açıdan anlamsız değildir.
Organizma sadece gerçekleşmiş olaylara değil, beklenen olaylara da hazırlanır.
KALP: TERK ŞEMASININ MERKEZİ DEĞİL AMA GÜÇLÜ BİR INTEROSEPTİF KAYNAK
Kalp atımı interosepsiyon araştırmalarında en sık çalışılan sinyallerden biridir.
Kardiyak sinyaller birçok kişi için güçlü ve kolay fark edilen internal cues'dur.
Terk tehdidi sırasında:
kalp hızındaki artış,
palpitasyon,
göğüs bölgesindeki basınç
dikkati hızla bedene çekebilir.
Fakat burada önemli bir sınır vardır:
Terk şemasının belirli bir “kalp paterni” olduğuna dair kanıt yoktur.
Kişiler arasında büyük farklılık vardır.
Bir kişi yoğun kardiyak activation yaşarken başka bir kişi daha çok gastrointestinal değişiklik hissedebilir.
Bir başkası neredeyse hiçbir visseral değişiklik fark etmeyebilir.
Dolayısıyla somatik değerlendirmede:
“Terk göğüste tutulur.”
gibi bir dil bilimsel değildir.
Daha iyi soru:
“Bu kişide ilişkisel tehdit ortaya çıktığında hangi internal bodily signals salient hale geliyor?”
SOLUNUM: HEM FİZYOLOJİK HEM ALGISAL
Nefes de güçlü bir interoseptif kaynaktır.
Sempatik activation sırasında solunum:
hızlanabilir,
yüzeyselleşebilir,
düzensizleşebilir.
Kişi bunu:
“nefes alamıyorum,”
“göğsüm açılmıyor,”
“nefesim boğazda kalıyor”
şeklinde deneyimleyebilir.
Ancak nefes özel bir sistemdir.
Çünkü hem otonom hem de istemli kontrol altındadır.
Bu nedenle somatik terapide nefes çok sık kullanılır.
Fakat terk şemasında her activation'a:
“Derin nefes al.”
demek doğru olmayabilir.
Bazı kişilerde yoğun şekilde nefese odaklanmak internal signals'ı daha salient hale getirerek kaygıyı artırabilir.
Interoseptif müdahaleler üzerine yapılan sistematik incelemeler, interosepsiyon odaklı psikolojik müdahalelerin bazı klinik alanlarda umut verici sonuçlar taşıdığını fakat yöntemlerin heterojen olduğunu ve hangi interoseptif mekanizmanın hangi hastada değiştirilmesi gerektiğinin hâlâ net olmadığını göstermektedir.
Bu nedenle terk somatiğinde nefesin işlevi:
“sistemi kapatmak”
değil,
“nefes değişimini fark edip onunla seçenekli bir ilişki kurmak”
olmalıdır.
BOĞAZ, YUTKUNMA VE SES
Terk veya sosyal tehdit sırasında insanların sık tarif ettiği başka bir alan boğazdır.
“Boğazım düğümlendi.”
“Konuşamadım.”
“Sesim çıkmadı.”
Bu deneyimler gerçektir; fakat doğrudan:
“Vagus siniri bloke oldu.”
şeklinde açıklanmamalıdır.
Fonasyon ve yutkunma;
solunum,
laryngeal motor kontrol,
pharyngeal musculature,
kranyal sinirler,
otonom durum
ve üst düzey motor kontrolün birlikte çalışmasını içerir.
Yoğun affective activation bu sistemlerin organizasyonunu değiştirebilir.
Ancak tek bir sinirin “duyguyu tuttuğu” şeklinde bir model anatomik olarak doğru değildir.
Kranyal sinirlerin terk somatiğindeki rolünü daha sonra ayrı bir bölümde ayrıntılı olarak ele alacağız.
Şimdilik önemli olan şudur:
Boğaz duyumu da interoseptif deneyimin bir parçası olabilir ve ilişki tehdidiyle birlikte yüksek anlam kazanabilir.
KARIN VE VİSSERAL SİNYALLER
Karın bölgesi sosyal ve emosyonel durumlarla ilişkili duyumların çok sık hissedildiği başka bir alandır.
İnsanlar:
“mideme oturdu,”
“karnıma yumruk yemiş gibi oldum,”
“içim boşaldı”
gibi ifadeler kullanır.
Gastrointestinal sistemin yoğun otonom ve enterik innervasyonu düşünüldüğünde emosyonel durumlarla gastrointestinal değişikliklerin birlikte ortaya çıkması şaşırtıcı değildir.
Fakat yine:
“Terk travması bağırsakta depolanır.”
sonucuna gidilemez.
Somatik açıdan daha yararlı soru:
“Bu kişi activation sırasında abdominal-visceral sinyalleri nasıl algılıyor ve onlara hangi anlamı veriyor?”
olacaktır.
INTEROSEPTİF HİPERVİJİLANS
Hyperactivating attachment stratejisi yalnızca dışarıdaki kişiyi izlemek şeklinde çalışmayabilir.
Dikkat aynı zamanda içeri dönebilir.
Kişi:
kalbini,
nefesini,
midesini,
gerginliğini
sürekli kontrol edebilir.
Bu durumda iki tarama sistemi birlikte çalışabilir:
EXTEROCEPTIVE SCANNING
“Karşıdaki ne yapıyor?”
ve
INTEROCEPTIVE SCANNING
“Bende ne oluyor?”
Bunların birbirini beslemesi mümkündür.
Karşıdaki biraz sessiz.
Göğüs sıkışıyor.
Göğüs sıkışınca:
“Demek ki bir sorun var.”
Karşıdaki daha fazla izleniyor.
Daha fazla izlendikçe belirsiz sosyal cue bulunuyor.
Activation daha da artıyor.
Bu somatik terapide çok önemli bir hedef oluşturur:
Interoseptif farkındalığı artırmak ama interoseptif hipervijilansı artırmamak.
DEACTIVATION'DA INTEROSEPSİYON NASIL GÖRÜNEBİLİR?
Terk şemasının avoidant/deactivating tarafında ise farklı bir tablo ortaya çıkabilir.
Kişi:
“Hiçbir şey hissetmiyorum.”
diyebilir.
Bağlantının kaybını düşünürken bile bedensel sinyal raporlamayabilir.
Bu durumda hemen:
“Bedenin donmuş.”
demek doğru değildir.
Birkaç olasılık vardır:
gerçek activation düşük olabilir,
dikkat bedenden uzaklaştırılmış olabilir,
bedensel sinyal fark ediliyor fakat adlandırılamıyor olabilir,
interoseptif duyumların affective anlamı bilinçli işleme ulaşmıyor olabilir.
Dolayısıyla somatik practitioner kişinin mutlaka yoğun bir his bulmasını istememelidir.
“Hiçbir şey” de bir veri olabilir.
Feldenkrais tipi çok küçük sensory discrimination burada özellikle işe yarayabilir:
sağ ve sol arasında fark var mı?
zemine temas aynı mı?
nefes nerede daha kolay?
başın ağırlığı hissediliyor mu?
Böylece kişi yoğun emotion üretmeye zorlanmadan sensory map genişletilebilir.
INTEROSEPSİYON VE EMOTION REGULATION
Interosepsiyon ile emotion regulation arasında önemli ilişkiler vardır; ancak bu ilişki “bedenini çok iyi hisseden insan iyi regüledir” kadar basit değildir.
2024 tarihli bir integrative review, interoseptif kapasite ile emotion regulation arasındaki ilişkiyi inceleyen mind-body intervention çalışmalarının umut verici olduğunu ancak ölçüm yöntemleri ve kavramsal tanımların oldukça heterojen kaldığını vurgulamaktadır.
Daha temel bir 2024 derleme de interoseptif mekanizmaların emotion processing üzerinde önemli rol oynadığını, fakat interosepsiyonun farklı klinik tablolarda farklı biçimde değişebildiğini göstermektedir.
Bu nedenle somatik terapide hedef:
MORE SENSATION
değildir.
Daha doğru hedef:
MORE DISCRIMINATION
olabilir.
Yani:
Kalp hızlı mı?
Yavaş mı?
Sıkışma mı?
Basınç mı?
Sıcaklık mı?
Hareket mi?
Sabit mi?
Değişiyor mu?
Yer değiştiriyor mu?
Nefesle değişiyor mu?
Dışarı bakınca değişiyor mu?
Ayağı hissettiğimde değişiyor mu?
Bu sorular beden deneyimini:
“kötü bir şey oluyor”
şeklindeki global anlamdan çıkarıp daha yüksek çözünürlüklü sensory information'a dönüştürür.
SOMATİK ÇALIŞMANIN KRİTİK AYRIMI: SENSATION ≠ INTERPRETATION
Terk şemasıyla çalışırken şu ayrım sürekli korunmalıdır:
SENSATION
“Göğsümde basınç var.”
EMOTION
“Korkuyorum.”
THOUGHT
“Beni bırakacak.”
PREDICTION
“Bu ilişki bitecek.”
ACTION IMPULSE
“Ona hemen mesaj atmalıyım.”
Bunların hepsi aynı deneyimin parçaları olabilir.
Ama aynı şey değildir.
Somatik çalışmanın büyük bir kısmı bu bileşenleri birbirinden ayırma kapasitesini geliştirebilir.
Örneğin:
“Şu anda sadece bedensel bilgiyi söyle.”
“Göğüste basınç.”
“Şimdi emotion?”
“Korku.”
“Şimdi zihnin hangi açıklamayı üretiyor?”
“Benden uzaklaşıyor.”
“Beden ne yapmak istiyor?”
“Telefonu almak.”
Bu ayrıştırma kişinin deneyimini küçültmez.
Tam tersine seçenek üretir.
FELDENKRAIS PRENSİBİ: FARK YARATABİLDİĞİN ŞEYİ DAHA İYİ DÜZENLEYEBİLİRSİN
Feldenkrais yaklaşımında sensory discrimination temel önemdedir.
İki hareket arasındaki küçük farkları algılamak sinir sisteminin hareket seçeneklerini genişletir.
Aynı prensibi terk somatiğinde interosepsiyona taşıyabiliriz.
“Kötü hissediyorum.”
çok düşük çözünürlüklü bir bedensel haritadır.
Ama:
sol posterior kaburgalarda nefes daha az,
çene hafif sıkı,
sağ ayakta yük azalmış,
eller hareket etmek istiyor,
gözler telefona gidiyor
çok daha farklı bir organizasyon bilgisidir.
Böylece global:
“Terk ediliyorum.”
deneyimi,
birden fazla değişebilir bileşene ayrılır.
SOMATIC EXPERIENCING: INTEROSEPSİYONUN DOZUNU AYARLAMAK
Somatic Experiencing açısından da interosepsiyon merkezi önemdedir.
Ancak kişi sürekli activation'ın içine sokulmaz.
Titration ve pendulation tam burada anlam kazanır.
Örneğin kişi göğüs sıkışmasını fark ediyor.
Practitioner:
“Orada kal.”
demek yerine:
“Ne kadarını şu anda rahatça fark edebilirsin?”
diye sorabilir.
Sonra dikkat:
ayağa,
zemine,
görsel çevreye,
sırta
taşınabilir.
Ardından göğse geri dönülebilir.
Bu, interoseptif sinyalden kaçmak değildir.
Ama sinyali bütün consciousness field'ın tek içeriği haline getirmemektir.
INTEROSEPTION + EXTEROCEPTION + PROPRIOCEPTION
Terk şemasında yalnızca interosepsiyonla çalışmak bu nedenle yeterli olmayabilir.
İçeride:
interoception
vardır.
Dışarıda:
exteroception
vardır.
Bedenin mekân ve hareket organizasyonunda:
proprioception
vardır.
Sağlıklı regülasyon bunlar arasında geçiş yapabilmeyi gerektirir.
Örneğin:
Göğüste sıkışma var.
↓
Ayağın zemindeki basıncını fark et.
↓
Odadaki üç objeyi gör.
↓
Başını yavaşça çevir.
↓
Tekrar göğse dön.
Şimdi aynı mı?
Bu çok basit sekans aslında çok ciddi bir attention flexibility çalışmasıdır.
Kişi şu deneyimi yaşar:
“İçimde güçlü bir sinyal bulunurken dış dünyaya erişimimi kaybetmek zorunda değilim.”
TERK ŞEMASINDA INTEROSEPTİF AGENCY
Interosepsiyonun son hedefi yalnızca sensation awareness değildir.
Agency ile birleşmesi gerekir.
Soru şu hale gelir:
“Bu duyumu yaşarken ne yapabileceğimi biliyor muyum?”
Kalp hızlandı.
Bunu fark ettim.
Ama hemen hareket etmek zorunda değilim.
Göğüs sıkıştı.
Ama çevreyi görebiliyorum.
Karnım düğümlendi.
Ama ayağımı zemine basabiliyorum.
Birine ulaşmak istiyorum.
Ama önce durabiliyorum.
Sonra istersem ulaşabiliyorum.
Burada:
FEELING
ile
COMPULSIVE ACTION
arasına alan açılır.
TERK ŞEMASI İÇİN INTEROSEPTİF ÇALIŞMA HARİTASI
Somatik değerlendirmede şu sıra kullanılabilir:
SIGNAL
İlk beden sinyali ne?
LOCATION
Nerede?
QUALITY
Basınç mı, sıcaklık mı, hareket mi, gerilim mi?
INTENSITY
Ne kadar güçlü?
CHANGE
Sabit mi, değişiyor mu?
ATTENTION
Dikkat verildiğinde artıyor mu azalıyor mu?
MEANING
Zihin bu sinyale ne anlam veriyor?
PREDICTION
Bu anlam geleceğe ilişkin hangi tahmini oluşturuyor?
IMPULSE
Beden ne yapmak istiyor?
ORIENTATION
Dış dünyada şu anda hangi gerçek bilgi var?
CHOICE
Bu dürtü uygulanmak zorunda mı?
Bu harita:
“Bedenini dinle.”
ifadesinden çok daha hassas bir somatik yöntem oluşturur.
SOMATİK SONUÇ
Interosepsiyon terk şemasının “bedende tutulduğu yer” değildir.
Daha doğru ifade şudur:
Interoseptif sistem, ilişkisel tehdit sırasında meydana gelen internal physiological changes'in algılanması ve bunların affective-relational anlam kazanmasında önemli rol oynar. Geçmiş öğrenme, mevcut sosyal bağlam ve predictive expectations bu bedensel sinyallerin nasıl yorumlandığını etkileyebilir.
Dolayısıyla somatik çalışmanın amacı kişinin bedensel sinyallerini susturmak değildir.
Ama onları mutlak gerçeklik olarak kabul etmek de değildir.
Amaç:
SENSATION → DISCRIMINATION → CONTEXT → CHOICE
kapasitesini geliştirmektir.
Bu noktada terk şemasının bedensel deneyiminin nasıl üretilebildiğini anlamaya başladık.
Ancak organizmada:
kalp hızının,
solunumun,
terlemenin,
vasküler tonusun,
visseral fonksiyonların
neden değiştiğini henüz ayrıntılı biçimde açıklamadık.
Bunun için bir sonraki katmana geçmemiz gerekir.



Yorumlar