top of page

Sinir Sistemini Nasıl Regüle Ederiz? Çok Katmanlı Bir Bakış


Son yıllarda “sinir sistemi regülasyonu” ifadesi, psikoloji, terapi ve kişisel gelişim literatüründe hızla popülerleşti. Çeşitli teknikler, eğitimler ve protokoller, bu kavramı bir tür bilimsel güvenceyle sunarak, regülasyonun sanki tek başına travmayı sağaltacak nihai bir çözüm olduğu izlenimini yarattı. Oysa insan deneyimi, bu kadar indirgenebilir ve tek boyutlu değildir.

Sinir sistemi regülasyonu en basit tanımıyla, organizmanın uyarılma düzeyini çevresel ve içsel uyaranlara uygun şekilde dengeleme kapasitesidir. Bu kapasite hem biyolojik (nefes, kalp atışı, kas tonusu), hem duygusal (öfke, korku, utanç), hem de ilişkisel (yakınlık, güven, sınır) katmanları içerir. Ancak regülasyon asla yalnızca tekniklerden ibaret bir beceri değildir. Daha doğrusu, regülasyon teknikleri ne kadar etkili olursa olsun, kişinin dünyayla, kendilikle ve hayatın anlamıyla kurduğu ilişki dönüşmedikçe kalıcı bir denge yaratmakta sınırlı kalır.

Son yıllarda özellikle Somatic Experiencing, Sensorimotor Psychotherapy, Polyvagal Teori ve travmaya duyarlı mindfulness yaklaşımları, sinir sistemi regülasyonunu farklı açılardan tanımlayıp yöntemler geliştirmiştir. Somatic Experiencing, travmanın bedende tamamlanmamış savunma döngüleri yarattığını savunur ve bu enerjinin küçük dozlarla çözülmesini hedefler. Sensorimotor yaklaşım, bedensel duyumlar ve postür üzerinden bilinçdışı inanç kalıplarını görünür kılar. Polyvagal Teori, güven hissinin ventral vagal sistem aracılığıyla düzenlendiğini ve sosyal bağlantının biyolojik temellerini vurgular. Bunlar önemli katkılar sunmuş değerli yaklaşımlardır. Ancak hiçbiri tek başına kapsayıcı değildir ve çoğu zaman yalnızca bedeni düzenlemek, duygusal ya da kimlik düzeyindeki yaraları dönüştürmez.

Birçok insan, bu yöntemleri deneyimledikten sonra bile temel duygusal temalarla (değersizlik, utanç, terk edilme korkusu) aynı yoğunlukta karşılaşmaya devam eder. Bunun nedeni, regülasyonun travma çözümünde sadece bir basamak olmasıdır. Daha derin bir dönüşüm için, kişinin özdeğer algısı, geçmiş deneyimlerin anlamı ve ilişkisel örüntüleri de çalışılmalıdır. Yani, regülasyon kapasitesi çoğu zaman sonuçtur; dönüşüm yaşandıkça derinleşen bir beceri olarak ortaya çıkar.

Bununla birlikte regülasyon kavramını yalnızca terapi odasına hapsetmek de yanıltıcı olur. Yoga, meditasyon, masaj, düzenli yürüyüş, yüz yogası, cilt bakımı rutini, sanat pratiği ya da ritüelize edilmiş gündelik alışkanlıklar, birçok insan için en etkili regülasyon kaynaklarıdır. Üstelik bu pratiklerin çoğu, sinir sistemine sadece fizyolojik rahatlama değil, bilinçsel ve varoluşsal bir istikrar da kazandırır. Örneğin düzenli yoga, kas iskelet sistemi gevşemesinden çok daha ötesini sunar: farkındalığı, öz-şefkati ve zihinsel duruluğu pekiştirir. Benzer şekilde düzenli yürüyüş veya bir sabah ritüeli bile, sinir sistemi kapasitesini uzun vadede destekleyen köklü kaynaklara dönüşebilir.

Bu yüzden, herhangi bir yöntemi tek başına mutlak bir çözüm gibi görmek yanıltıcıdır. “Bilimsel” terimlerin kullanılması ya da popüler nörobiyoloji anlatılarının dolaşıma girmesi, o yöntemi otomatik olarak en etkili ve en kapsayıcı yaklaşım haline getirmez. Travmanın karmaşık yapısı, her zaman kişiye özgü ve çok katmanlı bir yolculuk gerektirir.

Sonuç olarak sinir sistemi regülasyonu, tek başına hedef değil, daha geniş bir dönüşümün parçasıdır. Bu dönüşüm, özdeğerin, ilişkilerin, anlamın ve bedenin birlikte değişimini kapsar. Kimi zaman bir nefes pratiği, kimi zaman bir yoga dersi, kimi zaman ise sıradan görünen bir sabah rutini bile en güçlü regülasyon kaynağı olabilir. Bu yüzden regülasyon kapasitesini geliştirmenin en sağlıklı yolu, teknikleri araç olarak görmek ve her yöntemi kişisel yolculuğa saygılı bir çerçeveyle birleştirmektir.


Kaynaklar:

  • Levine, P. A. (2010). In an Unspoken Voice: How the Body Releases Trauma and Restores Goodness. North Atlantic Books.

  • Ogden, P., Minton, K., & Pain, C. (2006). Trauma and the Body: A Sensorimotor Approach to Psychotherapy. W. W. Norton & Company.

  • Porges, S. W. (2011). The Polyvagal Theory. W. W. Norton & Company.

  • van der Kolk, B. A. (2014). The Body Keeps the Score. Viking.


Yorumlar


bottom of page