top of page

1 TERK ŞEMASININ NÖROBİYOLOJİSİ VE SOMATİK ORGANİZASYONU

9 Ağu
6 dakikada okunur

Bağlanma, Sosyal Tehdit, Otonom Sinir Sistemi ve Sensorimotor Regülasyon Üzerinden Bütüncül Bir Model

I. KURAMSAL TEMEL

1. TERK ŞEMASI NEDİR?

Terk Edilme/İstikrarsızlık Şemasının Gelişimsel, İlişkisel ve Bedensel Temelleri

Terk edilme çoğunlukla bir insanın hayatımızdan fiziksel olarak çıkması üzerinden düşünülür. Oysa psikolojik açıdan terk edilme deneyiminin belirleyici unsuru yalnızca birinin gitmesi değildir. Daha temel mesele, ihtiyaç duyulan ilişkinin sürekliliğinin ve erişilebilirliğinin öngörülememesidir.

Bu nedenle terk şemasının merkezindeki soru:

“Yalnız kalacak mıyım?”

sorusundan biraz daha derindedir:

“İhtiyaç duyduğum bağlantının devam edeceğine güvenebilir miyim?”

Bu ayrım, terk şemasını hem psikolojik hem de ilerleyen bölümlerde ele alacağımız nörobiyolojik ve somatik düzeylerde anlamak açısından önemlidir.

1.1. Şema nedir?

Şema Terapisi, Jeffrey Young tarafından özellikle klasik bilişsel terapinin yeterince açıklayamadığı kronik ve tekrarlayıcı psikolojik örüntülerle çalışmak amacıyla geliştirilmiş bütünleştirici bir psikoterapi modelidir. Model; bilişsel-davranışçı yaklaşımların yanında bağlanma, gelişimsel psikoloji, psikodinamik düşünce ve deneyimsel terapi yaklaşımlarından yararlanır. (schematherapysociety.org)

Şema Terapisi'nde erken dönem uyumsuz şema (Early Maladaptive Schema), kişinin kendisi ve diğer insanlarla ilişkileri hakkında çocukluk döneminde gelişmeye başlayan, yaşam boyunca genişleyebilen ve önemli ölçüde işlev bozucu hale gelebilen yaygın bir tema veya örüntü olarak tanımlanır. (schematherapysociety.org)

Burada “inanç” kelimesi tek başına yetersiz kalabilir.

Çünkü şema yalnızca:

“İnsanlar beni terk eder.”

şeklindeki bilinçli bir düşünce değildir.

Şemalar;

  • bilişleri,

  • duyguları,

  • anıları,

  • kişilerarası beklentileri,

  • davranış eğilimlerini

birlikte organize edebilir. Şema Terapisi'nin kendi gelişimi içerisinde şemaların bilişsel, duygusal ve somatik olarak deneyimlenen yerleşik örüntüler olduğu özellikle vurgulanmıştır. (schematherapysociety.org)

Bu ayrım somatik çalışma açısından son derece önemlidir.

Kişi bilinçli olarak:

“Partnerimin beni terk edeceğini düşünmüyorum.”

diyebilir.

Fakat partneri birkaç saat ulaşılmaz olduğunda kişi kendisini tekrar tekrar telefonunu kontrol ederken, göğsünde aktivasyon hissederken, mesajların tonunu analiz ederken veya karşısındakinden güvence almaya çalışırken bulabilir.

Başka bir kişi ise tam tersine aynı ilişkisel tehdide:

“Umurumda değil.”

diyerek, teması keserek veya duygusal olarak geri çekilerek cevap verebilir.

Dolayısıyla şema yalnızca kişinin ne düşündüğüne bakılarak anlaşılmaz.

1.2. Terk Edilme / İstikrarsızlık Şeması

Şema Terapisi'nin klasik modelinde 18 erken dönem uyumsuz şema bulunur. Bunlar beş geniş gelişimsel alan altında sınıflandırılır.

Abandonment / Instability — Terk Edilme / İstikrarsızlık, “Disconnection & Rejection — Kopukluk ve Reddedilme” alanında yer alır.

Bu alanın ortak teması kişinin;

güvenlik, istikrar, bakım, empati, duygusal paylaşım, kabul ve saygı gibi temel ilişkisel ihtiyaçlarının öngörülebilir biçimde karşılanmayacağı beklentisidir. (schematherapysociety.org)

Terk şemasında özellikle kişinin destek ve bağlantı sağlayan önemli insanların istikrarlı veya güvenilir biçimde erişilebilir kalamayacağı algısı bulunur.

Bu insanlar kişinin zihninde:

duygusal olarak değişken,

öngörülemez,

düzensiz biçimde mevcut,

güvenilmez

veya kaybedilmesi muhtemel olarak temsil edilebilir. (schematherapysociety.org)

Dolayısıyla terk şemasının merkezinde yalnızca:

“Gidecek.”

yoktur.

Daha geniş bir beklenti vardır:

“İhtiyaç duyduğum anda orada olacağından emin olamam.”

1.3. Fiziksel terk şart değildir

Bu, terk şemasını anlamak açısından en önemli noktalardan biridir.

Bir çocuk fiziksel olarak hiçbir zaman terk edilmemiş olabilir.

Anne veya baba aynı evde yaşamış olabilir.

Çocuğun temel fiziksel ihtiyaçları karşılanmış olabilir.

Buna rağmen ilişkisel ortam yeterince öngörülebilir olmayabilir.

Örneğin bakım veren bazen sıcak ve erişilebilirken başka zamanlarda duygusal olarak tamamen uzak olabilir.

Bazen çocuğun ihtiyacına duyarlı cevap verirken bazen aynı ihtiyaç öfke yaratabilir.

Bazen yakınlık mümkündür, bazen değildir.

Bu durumda çocuğun öğrenmesi gereken problem:

“Annem var mı?”

değil,

“Annem ne zaman erişilebilir?”

haline gelir.

İkinci soru sinir sistemi açısından çok daha karmaşıktır.

Çünkü tamamen yok olan bir uyaran yerine öngörülemeyen bir uyaran vardır.

Organizma sürekli bilgi toplamak zorunda kalabilir.

Bugün nasıl?

Şimdi yaklaşabilir miyim?

Ses tonu nasıl?

Yüz ifadesi değişti mi?

Bana kızgın mı?

Bir şey yanlış mı yaptım?

Birazdan uzaklaşacak mı?

Bu noktada terk şeması ile ilerleyen bölümlerde inceleyeceğimiz belirsizlik, tehdit öngörüsü ve hipervijilans arasında önemli bir köprü ortaya çıkar.

Ancak burada dikkatli olmak gerekir:

Her öngörülemez aile ortamı terk şeması oluşturmaz.

Her terk şeması da aynı gelişimsel hikâyeden çıkmaz.

Çocuğun mizacı, diğer güvenli ilişkileri, deneyimin şiddeti ve sürekliliği, kültürel çevre ve daha sonraki düzeltici ilişkisel deneyimler sonucu etkileyebilir.

Şema Terapisi de şemaların gelişimini yalnızca ebeveyn davranışına indirgemez; doğuştan gelen mizaç ile devam eden gelişimsel deneyimlerin etkileşimini vurgular. (schematherapysociety.org)

1.4. Terk, duygusal yoksunluk ve reddedilme aynı şey değildir

Bu ayrım klinik çalışma açısından önemlidir.

Terk şemasında temel problem:

bağlantının sürekliliğidir.

Duygusal yoksunluk şemasında ise temel beklenti:

ihtiyaç duyulan duygusal bakımın yeterince sağlanmayacağıdır.

Kusurluluk/utanç şemasında:

“Gerçek beni görürlerse beni sevmezler.”

teması ağırlık kazanabilir.

Güvensizlik/kötüye kullanılma şemasında:

“Yaklaşırsam zarar görebilirim.”

beklentisi öne çıkar.

Terk şemasında ise:

“Bağlantıyı kurabilirim ama onun devam edeceğinden emin olamam.”

teması daha belirgindir. Şema Terapisi bu şemaları aynı geniş “kopukluk ve reddedilme” alanına yerleştirse de birbirlerinden ayrı yapılar olarak tanımlar. (schematherapysociety.org)

Gerçek kişilerde elbette bunlar birlikte bulunabilir.

Örneğin:

Terk + Kusurluluk

“Beni gerçekten tanırsa gider.”

Terk + Duygusal Yoksunluk

“Zaten kimse uzun süre benim için orada olmayacak.”

Terk + Boyun Eğicilik

“Hayır dersem beni bırakır.”

Terk + Kendini Feda

“Bağlantıyı sürdürebilmek için onun ihtiyaçlarını karşılamalıyım.”

Bu kombinasyonların davranışsal ve somatik ifadeleri birbirinden oldukça farklı olabilir.

1.5. Şema neden kendisini tekrar eder?

Şemaların önemli özelliklerinden biri, yeni bilgiyi yorumlama biçimini etkileyebilmeleridir.

Şema Terapisi modeline göre kişi yaşam olaylarını mevcut şemasıyla uyumlu biçimde algılayabilir ve şemayı sürdüren başa çıkma stratejileri geliştirebilir. Şema ancak kendisiyle ilişkili bir durum tarafından aktive edildiğinde belirgin hale de gelebilir. (schematherapysociety.org)

Terk şeması aktif değilken kişi oldukça regüle görünebilir.

Fakat örneğin:

partnerin mesaj vermemesi,

ses tonunun değişmesi,

bir arkadaşın başka biriyle yakınlaşması,

terapistin tatile çıkması,

ilişkide mesafe talep edilmesi,

bir tartışmanın ardından diğer kişinin sessiz kalması

şemayı aktive edebilir.

Burada önemli olan objektif olayın büyüklüğü değildir.

Olayın mevcut ilişkisel modele ne ifade ettiğidir.

Bir saatlik sessizlik bir insan için sıradan olabilir.

Başka bir organizma için:

“Bağlantı kayboluyor.”

anlamına gelebilir.

1.6. Şemanın aktive olması gerçek tehlike bulunduğu anlamına gelmez

Bu ayrımı mutlaka korumamız gerekir.

Şema kavramını yanlış kullandığımızda kişinin bütün ilişkisel algılarını patolojikleştirme riski vardır.

Bazen gerçekten karşıdaki kişi:

tutarsızdır,

ulaşılamazdır,

ilişkiye yatırım yapmıyordur,

aldatıyordur,

sürekli gidip geliyordur

veya güvenilir değildir.

Bu durumda kişinin rahatsızlığı yalnızca “terk şemasının tetiklenmesi” değildir.

Gerçek çevresel bilgi vardır.

Dolayısıyla sağlıklı somatik regülasyonun amacı kişinin bütün alarm sinyallerini susturmak değildir.

Tam tersine:

Gerçek tehlike ile geçmişten taşınan beklentiyi daha iyi ayırt edebilme kapasitesini artırmaktır.

Bu ayrım ileride ele alacağımız interosepsiyon, orienting ve agency açısından merkezi önemdedir.

Regüle olmak:

“Her şey güvende.”

demek değildir.

Regüle olmak bazen:

“Bu ilişki gerçekten güvenilir değil ve ben bunu görebiliyorum.”

diyebilmektir.

1.7. Terk şemasında üç temel başa çıkma yönü

Şema Terapisi erken dönem uyumsuz şemalar karşısındaki başa çıkmayı genel olarak üç geniş eğilim üzerinden kavramsallaştırır:

teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi. (schematherapysociety.org)

Bu ayrım terk şemasını somatik olarak anlamamız için de çok değerlidir.

Şemaya teslim olma

Kişi şemanın gerçekliğini doğrulayan ilişkiler içinde kalabilir.

Öngörülemez, duygusal olarak erişilemez veya sürekli mesafe yaratan kişilere bağlanabilir.

İlişkinin istikrarsızlığı tanıdıktır.

Kaçınma

Kişi bağlantının kaybedilmesi ihtimalinden korunmak için derin bağlantının kendisinden kaçınabilir.

“Bağlanmazsam kaybetmem.”

Yakınlık arttığında uzaklaşabilir.

Duygusal ihtiyacını küçümseyebilir.

Aşırı telafi

Kişi ilişkinin kaybedilmesini önlemek için karşı tarafı kontrol etmeye, sürekli güvence istemeye veya ilişkinin bütün değişkenlerini yönetmeye çalışabilir.

Buradan çok önemli bir sonuç çıkar:

Terk şeması tek bir beden yaratmaz.

Bir beden yaklaşabilir.

Bir beden kaçabilir.

Bir beden kontrol edebilir.

Bir beden donabilir.

Bir beden bunların arasında sürekli geçiş yapabilir.

Bu nedenle ileride geliştireceğimiz somatik protokolde:

“Terk şeması varsa şu hareket yapılır.”

gibi mekanik bir yaklaşım kullanamayız.

Önce organizasyonun hangi stratejiyi kullandığını anlamamız gerekir.

1.8. Terk şeması ile bağlanma güvensizliği aynı şey midir?

Hayır.

Birbirleriyle yakından ilişkili kavramlar olsalar da teorik olarak aynı yapı değildirler.

Bağlanma teorisi, kişinin yakın ilişkiler içerisinde güvenlik ve erişilebilirlikle ilgili daha geniş ilişkisel organizasyonunu inceler.

Terk/istikrarsızlık ise Şema Terapisi içerisindeki belirli bir erken dönem uyumsuz şemadır.

Araştırmalar iki alan arasında ilişki olduğunu desteklemektedir. Erken dönem uyumsuz şemalar ile çocukluk ve yetişkin bağlanması arasındaki ilişkileri inceleyen çalışmalar, güvensiz bağlanma ile belirli maladaptif şemalar arasında anlamlı bağlantılar göstermiştir. (PubMed)

Fakat:

kaygılı bağlanma = terk şeması

şeklinde bir denklem kurmak bilimsel olarak doğru değildir.

Aynı şekilde:

kaçınmacı bağlanma = terk korkusunun olmadığı kişi

demek de doğru değildir.

Bu ikinci nokta özellikle önemlidir ve bir sonraki makalenin merkezinde olacaktır.

Çünkü bağlanma tehdidi karşısında organizma yalnızca yakınlığı artırarak değil, bağlanma ihtiyacını ve onunla ilişkili duygulanımı deaktive ederek de organize olabilir.

1.9. Terk şeması yalnızlık korkusundan neden daha geniştir?

Buraya kadar anlattığımız yapıyı üç ayrı kavramla düşünebiliriz:

Yalnızlık:Şu anda bağlantının bulunmaması.

Terk edilme:Önemli bir bağlantının kaybedilmesi.

Terk/istikrarsızlık şeması:Önemli bağlantıların istikrarlı biçimde devam etmeyeceğine ilişkin yerleşik beklenti.

Üçüncüsü özellikle önemlidir.

Çünkü kişi yalnız olmadığı halde terk sistemi aktive olabilir.

Partner yanında olabilir.

İlişki devam ediyor olabilir.

Hiç kimse ayrılıktan söz etmemiş olabilir.

Fakat küçük bir ilişkisel değişiklik:

“Bir şey değişti.”

olarak algılanabilir.

Buradan nörobiyolojiye açılan kapı ortaya çıkar.

Organizma yalnızca olanı algılamaz.

Sürekli olarak olmak üzere olanı da tahmin etmeye çalışır.

Terk şemasını yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olarak değil, mevcut ilişkinin geleceğini tahmin eden bir ilişkisel beklenti sistemi olarak düşünmek bu nedenle çok daha üretkendir.

1.10. Somatik perspektiften ilk formülasyon

Henüz “terk şemasının nörobiyolojisini” açıklamış değiliz. Bunu sonraki makalelerde ayrıntılı biçimde yapacağız.

Fakat şimdiden önemli bir çalışma hipotezi kurabiliriz:

Terk şeması yalnızca “beni bırakacaklar” düşüncesi olarak değil; bağlantının sürekliliğine ilişkin öğrenilmiş bir beklentinin dikkat, duygu, bedensel duyum ve eylem hazırlığını organize etmesi olarak ele alınabilir.

Böyle bakıldığında somatik terapinin hedefi de değişir.

Amaç yalnızca kişiyi rahatlatmak değildir.

Amaç yalnızca parasempatik aktivasyonu artırmak değildir.

Amaç:

bağlantıyı algılamak,

bağlantı istemek,

yaklaşmak,

temas etmek,

gerektiğinde sınır koymak,

ayrılmak,

ayrılık sırasında kendi organizasyonunu korumak

ve

yeniden bağlantıya dönebilmek

için daha geniş bir repertuar geliştirmektir.

Terk şemasına somatik yaklaşımın ilerleyen bölümlerde geliştireceğimiz temel ekseni buradan çıkacaktır:

CONNECTION → SEPARATION → SELF-SUPPORT → RETURN

Bu nedenle hedef “terk edilmekten artık korkmamak” değildir.

Daha gerçekçi hedef şudur:

Bağlantının varlığı, değişmesi veya geçici olarak kesilmesi sırasında organizmanın kendisini tamamen kaybetmeden kalabilme kapasitesini geliştirmek.

Bu kapasitenin nasıl oluştuğunu anlayabilmek için ise önce terk şemasından bir katman aşağı inmemiz gerekir.





 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
8 DEACTIVATION: İHTİYACI BASTIRAN BEDEN

Attachment Avoidance, Yakınlıktan Uzaklaşma, Duygusal Suppression, Motor İnhibisyon ve “Kimseye İhtiyacım Yok” Organizasyonu Terk şeması her zaman birine doğru koşan, ilişkiyi sürekli kontrol eden vey

 
 
 

Yorumlar


bottom of page