Travma, Donma ve Biyolojik Güven: HRV’nin Sessiz Hikâyesi
- Zeynep Ağartan

- 3 Kas 2025
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 4 Kas 2025

1. Tehdit Altındaki Organizma: Donmanın Fizyolojisi
Travma, yalnızca bir olay değil; sinir sisteminin o olaya verdiği donma cevabıdır. Bir organizma, ne savaşabilir ne kaçabilirse, sistem enerjiyi korumak için kendini dondurur. Bu biyolojik refleks, yüz milyonlarca yıllık evrimsel mirastır. Fakat insan beyninde bu refleks, yalnızca kas tonusu değil, bilinç düzeyini de dondurur.
Stephen Porges’in Polyvagal Teorisi (2011) bu mekanizmayı üç katmanlı bir hiyerarşi olarak açıklar:
Ventral vagus – sosyal bağlantı ve güven.
Sempatik sistem – savaş/kaç yanıtı.
Dorsal vagus – donma, çökkünlük, çekilme.
Dorsal vagus aktive olduğunda kalp hızı düşer, kan basıncı azalır, enerji periferiye değil merkeze çekilir. Bu bir tür biyolojik kapanma hâlidir; kişi “hissetmeyi bırakır”. Travma sonrası “hiçbir şey hissetmiyorum”, “boşluk”, “kendimi izliyorum” gibi ifadeler, aslında vagal donmanın fenomenolojisidir.
Bu fizyolojik kapanma, beyin ağlarında da yankılanır.
Amigdala sürekli tehdit taramasına geçer.
Insula (bedensel farkındalık merkezi) baskılanır.
Prefrontal korteks —özdenetim ve farkındalık alanı— çevrimdışı kalır.Sonuç, “donmuş” ama yüksek uyarılmış bir zihin: sessiz bir fırtına.
2. HRV: Biyolojik Güvenin Ölçüsü
Heart Rate Variability (HRV) bu fırtınanın nabzıdır. Kalp atışları arasındaki mikrosaniyelik farklar, sistemin ne kadar esnek olduğunu gösterir. Yüksek HRV, güvenli bir sinir sistemi; düşük HRV, donmuş ya da aşırı uyarılmış bir sistem demektir.
Travma geçirmiş bireylerde yapılan EEG–EKG korelasyon çalışmalarında HRV’nin %40–60 oranında azaldığı saptanmıştır (Thayer & Lane, 2009). Çünkü dorsal vagal sistem devredeyken kalp atışları tekdüzeleşir, ritmik varyasyon kaybolur.
Yani HRV, bedenin hikâyesini anlatan bir ritimdir:
HRV yükseldiğinde, kişi “güvende”dir.
HRV azaldığında, kişi “hayatta kalma modundadır.”
Bu yüzden travma terapilerinde HRV yalnızca fizyolojik bir ölçüm değil, biyolojik güvenin göstergesidir.
3. Kalp–Beyin Diyaloğunun Travmatik Kopuşu
1991’de J. Andrew Armour’un tanımladığı intrinsic cardiac nervous system, kalbin kendi “mini beyni”dir. Bu yapı, 40.000’den fazla nörondan oluşur ve vagus aracılığıyla beyne geri bildirim gönderir. Normalde bu sinyaller, amigdala–insula–prefrontal korteks ekseninde güven duygusunu destekler.
Ancak travma sonrasında bu devre kopar.
Kalp sinyalleri artık tehdit uyarısı taşır.
Amigdala bu sinyalleri yanlış yorumlar.
Prefrontal korteks duygusal tonu düzenleyemez.
Böylece heart–brain coherence bozulur; kalp ritmi düzensiz, beyin dalgaları kaotiktir. Kişi “zihinsel olarak güvende olduğunu bilse” bile, beden bunu kabul etmez. Travma sonrası en sık duyulan cümle budur: “Aklım her şeyin geçtiğini söylüyor, ama bedenim inanmıyor.”
İşte bu inanmama hâli, HRV düşüklüğüyle ölçülebilir bir fizyolojik kopuştur.
4. Donmanın Biyolojik Akoru: Dorsal Vagus ve HRV
Donma sırasında dorsal vagus siniri kalp ve diyafram üzerinde baskın hale gelir.
Kalp ritmi yavaşlar (bradikardi).
HRV daralır; dalgalar küçülür, sinüzoidal form kaybolur.
Kan akımı yüzeyden çekilir, beden soğur.
Bu, bedensel bir “ölü taklidi”dir. Enerji korunur ama canlılık hissi kaybolur.Porges’e göre bu durumda kişi sosyal olarak görünür ama nörolojik olarak yoktur.
Travmatik donmanın nörofizyolojik özeti:
Aşama | Sinirsel Aktivite | HRV Durumu | Klinik Deneyim |
Alarm (sempatik) | Amigdala ↑, kortizol ↑ | Düşük | Panik, taşkınlık |
Çökme (dorsal) | Kalp hızı ↓, tonus ↓ | Çok düşük | Boşluk, kopukluk |
Yeniden düzen | Ventral vagus ↑ | Yükselir | Sakin uyanıklık |
Bu tablo, regülasyonun yalnızca gevşeme değil, nörolojik yeniden açılma olduğunu gösterir.
5. HRV ve Travma Terapisi: Kalp Ritminden Psikanalize
Modern travma terapileri —Somatic Experiencing (Levine), Sensorimotor Psychotherapy (Ogden), Polyvagal Approach (Porges)— temelde HRV’yi yükseltmeyi amaçlar. Çünkü HRV yükselmeden amigdala sakinleşmez, kortikal entegrasyon gerçekleşmez.
HRV’yi artırmak, duygusal farkındalığın nörofizyolojik altyapısını kurmaktır:
Yavaş, nazal, 0.1 Hz solunum, barorefleksi senkronize eder.
Kalpten beyne giden vagal afferentler düzenlenir.
Insula yeniden devreye girer; kişi hissetmeye başlar.
Psikanalitik düzeyde bu, “duygunun geri dönüşü”dür.Bedenden kopmuş ego, yeniden duygulanıma izin verir. Bu izinle birlikte, travma anısının enerjisi çözülür.
Van der Kolk’un (2014) dediği gibi:
“Travma konuşulmaz, regüle edilir. Beden güven bulmadan hikâye anlam kazanmaz.”
6. Nörobiyolojik Güvenin Mimari İnşası
HRV, öğrenilebilir bir parametredir. Birey düzenli pratiklerle sinir sistemini yeniden eğitebilir. Bu, terapötik anlamda biyolojik güvenin yeniden inşasıdır.
Kanıt temelli yollar:
Rezonans Solunumu (6 nefes/dakika, 5+5 nefes 5al/5 ver): HRV’yi ortalama %20 artırır.
Heart-Focused Breathing: Kalp merkezine odaklanmak ventral vagusu aktive eder.
Şükran / Şefkat Duygusu: Duygusal ton HRV dalga formunu sinüzoidal hâle getirir.
Yavaş Müzik ve Ritüel: 0.1 Hz’lik ritmik uyaranlar vagal entrainment sağlar.
Bedensel Farkındalık Egzersizleri: Insula aktivasyonu artar, interosepsiyon güçlenir.
Bu pratiklerin ortak noktası, sinir sistemine “güvendeyim” mesajı vermesidir.Çünkü güven, bedenin öğrenmesi gereken bir duygudur.
7. Donmadan Akışa: HRV’nin Bilinç Düzeyindeki Yankısı
Yüksek HRV yalnızca fizyolojik bir düzen değil, bilincin ritmik entegrasyonudur.Insula, prefrontal korteks ve ACC senkronize olduğunda kişi kendini hem “hisseder” hem “gözlemler”. Bu iki farkındalığın birleşimi, şefkat bilincinin nörolojik formudur.
Bu yüzden travma terapisi nihayetinde HRV eğitimidir:
Kişi kalp ritmini duymayı öğrenir.
Kalp ritmi beynin ritmiyle uyumlanır.
Zihin bedene, beden bilince bağlanır.
Koherans hâlinde HRV 0.1 Hz civarında dalgalanır. Bu dalga, yalnızca kalpte değil, beyinde, duygularda ve ilişkilerde de yankılanır. İnsan, kendi içinde ritim bulduğunda, dünyayla yeniden rezonansa girer.
8. Sonuç: Bedenin Hafızası, Kalbin Ritmi
Travmanın özü “kopma”dır; sağalmanın özü “yeniden bağ kurma”.Kalp–beyin diyaloğu yeniden kurulduğunda, HRV yalnızca bir sayı değil, bedenin güvene dönme hikâyesi olur.
Gregg Braden’ın dediği gibi, “Heart–Brain Coherence, bilincin biyolojik yansımasıdır.”Ama nörobiyoloji açısından bu, metafizik bir iddia değil; fizyolojik rezonansın ölçülebilir halidir.
Ve belki de tüm terapötik dönüşümün nihai özeti şu cümlede saklıdır:
“Kalp ritmini yumuşattığında, düşüncelerin de yumuşar.”
Kaynakça
Armour, J. A. (1991). Anatomy and function of the intrathoracic neurons regulating the heart. Heart & Vessels, 7(2), 59–67.
Craig, A. D. (2009). How do you feel—now? The anterior insula and human awareness. Nature Reviews Neuroscience, 10(1), 59–70.
Lehrer, P. M., Vaschillo, E., & Vaschillo, B. (2000). Resonant frequency biofeedback training to increase cardiac variability. Applied Psychophysiology and Biofeedback, 25(3), 177–191.
McCraty, R., & Childre, D. (2010). Coherence: Bridging personal, social, and global health. Alternative Therapies, 16(4), 10–24.
Porges, S. W. (2011). The Polyvagal Theory: Neurophysiological Foundations of Emotions, Attachment, Communication, and Self-Regulation. W. W. Norton.
Thayer, J. F., & Lane, R. D. (2009). Claude Bernard and the heart–brain connection. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 33(2), 81–88.
van der Kolk, B. A. (2014). The Body Keeps the Score: Brain, Mind, and Body in the Healing of Trauma. Viking.



Yorumlar